Ana Sayfaya Dön
İslam'ın Şartlarıyla İlgili Sorular
İslam'ın Şartlarıyla İlgili Sorular
İslam'la İlgili Genel Sorular
İslam'la İlgili Genel Sorular
İslam'la İlgili Genel Bir Klasör-Sureler, Dulalar vb.
İslam'la İlgili Genel Bir Klasör-Sureler, Dulalar vb.
Dini Günler Ve Aylar
Dini Günler Ve Aylar
Hayat Hikayeleri, Hikayeler, Güzel Sözler
Hayat Hikayeleri, Hikayeler, Güzel Sözler
Sorularlaİslam yeni yapılanma sürecinde eksiklik ve hataları lütfen bildirin. Bu blogdaki her yazı kaynak gösterilmeksizin alınabilir, kullanılabilir, dağıtılabilir. Sorularımızın kaynağı genellikle www.islamdini.com ve www.huzurpinari.com adresleridir.

• 25/1/2008 - Seyyid Ahmed-i Bedevî hazretleri



 
 
 
 
 
 
 

Misir'da Kâdi'l-kudat olan Takiyyüddîn isminde bir zât vardi. Ahmed-i Bedevî hazretlerinin büyük bir velî oldugunu biliyordu. Fakat, buna Seyyid hazretleri hakkinda uygunsuz sözler söylemislerdi. Bu da yakindan ve iyice anlamak için Seyyid hazretlerinin yanina geldi. Sohbet esnâsinda bir ara Seyyid hazretlerine; "Sizin hakkinizda bana, uygun olmayan haberler geldi. Cemâate gelmediginiz, hattâ namazi kilmadiginiz oluyormus. Bu, Resûlullah efendimizin sünnetine aykiridir ve bu hâl, sâlihlerin hâli degildir." dedi. Buna üzülen Ahmed-i Bedevî; "Sus! Yoksa uçarsin." deyip, Takiyyüddîn'e sert bir nazarla bakti.

Nazarin siddeti ile kendinden geçen Takiyyüddîn bir anda kendisini uçsuz bucaksiz bir sahrâda buldu. Kendi kendisini çok ayiplayarak ve kendi kendine çok kizarak; "Hey ahmak ve aptal kisi! Allahü teâlânin dostlarinda, evliyâsinda kusur ve kabahat aramak senin ne haddine! Bu issiz sahrâda kimsenin bulunmadigi bu yerde senin hâlin ne olacak?" diyordu. Aglayarak, sizlayarak, Allahü teâlânin rahmet ve magfiretine siginarak "Lâ havle.." okuyordu.

Bu sirada çok uzaklardan bir kimse göründü. Gâyet heybetliydi. Takiyyüddîn, bu issiz sahrâda bir insan ile karsilasmanin sevinciyle ve kendisine yardimci olur ümidiyle, o kimsenin yaklasmasini heyecânla bekledi. Gelen kimse yaklasinca, kosarak ellerine sarildi ve aglayarak kendisine yardimci olmasini istedi. O heybetli kimse; "Söyle bakalim. Derdin nedir?" dedi.

Seyyid Ahmed-i Bedevî ile arasinda olan hâdiseyi anlatinca, gelen kimse çok hayret etti ve; "Hakîkaten sen, tehlikeli bir is yapmissin ve çok tehlikeli bir hâle düsmüssün. Sen buranin Misir'a olan uzakligi ne kadardir, bilir misin?" dedi. Takiyyüddîn; "Ben buralari hiç tanimiyorum. Misir'dan ne kadar uzakta oldugunu da bilemiyorum." deyince, gelen kimse; "Misir ile buranin arasi altmis günlük mesâfedir." dedi. Bunun üzerine Takiyyüddîn'in çâresizligi ve korkusu daha da artti. Kendi kendine; "Allahü teâlânin rizâsi için beni bu müskül durumdan kurtaracak birisi yok mudur?" diye söylendi.

Buralarda ölüp gidecegini düsünerek; "Innâlillah..." okuyordu. Sonra yine o heybetli zâta yalvararak; "Allahü teâlânin rahmeti ve bereketi senin üzerine olsun. Sen bana yardimci olamaz misin?" dedi. O da; "Hiç korkma! Insâallah selâmete erersin." dedi ve eliyle isâret ederek çok uzaklarda görülen bir kubbeyi gösterdi. "O kubbeyi görebiliyor musun?" dedi.

Takiyyüddîn; "Evet." deyince, o kimse; "Iste, senin kendisine uygunsuz sözler söyledigin Seyyid Ahmed-i Bedevî hazretleri, ikindi namazini cemâatla orada kilar. Sen simdi, haline tövbe istigfâr ederek oraya git! Ikindi namazi vaktine yetis. Orada cemâatle namazini kil! Namazdan sonra Seyyid hazretlerinin elini öp, özür dile! O, insâallah seni affeder ve Allahü teâlânin izni ile seni memleketine ulastirir." dedi.

Takiyyüddîn, bu zâta tesekkür ederek ayrildi ve süratle o kubbenin bulundugu yere gitti. Oraya varinca çok güzel bir câmi oldugunu gördü. Ikindi namazi vakti olmak üzere idi. Abdest aldi. Içeriye girip oturdu. Biraz sonra hiç tanimadigi garib kimseler câmide toplanmaya basladi. Nihayet Seyyid hazretleri de geldi. Oradaki cemâate imâm oldu. Ikindi namazini kildilar. Namazdan sonra, Seyyid hazretlerinin eline sarilip, özür dilemeye hazirlanirken Ahmed-i Bedevî; "Hizir aleyhisselâmin yardimi, yol göstermesi olmasaydi çok zor durumda kalmistin degil mi?" buyurdu.

Bu kerâmet karsisinda eski hâline daha çok pismân olan ve kendi kendine daha çok kizanTakiyyüddîn; "Efendim! Ben hâlime tövbe ettim. Sizden çok özür diliyorum. Özrümü kabûl ediniz ve beni affediniz!" dedi. Seyyid hazretleri özrünü kabûl etti, sirtini sivazladi. "Bir daha böyle düsünceleri kalbine getirme! Simdi evine dön! Çocuklarin seni bekliyorlar." buyurdu. Takiyyüddîn; "Hay hay efendim! Bundan sonra hiçbir sözünüze ve hâlinize îtirâz etmeyecegim. Allahü teâlânin evliyâsinda kusur ve kabâhat aramayacagim." dedi. Sonra bir anda kendisini Misir'da evinin önünde buldu. Bu hâlin tesirinden uzun müddet kurtulamadi.

Yorum yaz! :: Arkadaşa gönder!

Şu anda bu sayfada bulunuyorsunuz:26 Kayıtlı yazı sayımız:395
Bu blogu 10 Nisan 2007 tarihinden beri
Free Web Counter
kişi ziyaret etmiştir.
TEBRİK
cevap
namaz
s.a
şeytan ve vesvese
Designed by: Elegant Web Templates