Ana Sayfaya Dön
İslam'ın Şartlarıyla İlgili Sorular
İslam'ın Şartlarıyla İlgili Sorular
İslam'la İlgili Genel Sorular
İslam'la İlgili Genel Sorular
İslam'la İlgili Genel Bir Klasör-Sureler, Dulalar vb.
İslam'la İlgili Genel Bir Klasör-Sureler, Dulalar vb.
Dini Günler Ve Aylar
Dini Günler Ve Aylar
Hayat Hikayeleri, Hikayeler, Güzel Sözler
Hayat Hikayeleri, Hikayeler, Güzel Sözler
Sorularlaİslam yeni yapılanma sürecinde eksiklik ve hataları lütfen bildirin. Bu blogdaki her yazı kaynak gösterilmeksizin alınabilir, kullanılabilir, dağıtılabilir. Sorularımızın kaynağı genellikle www.islamdini.com ve www.huzurpinari.com adresleridir.

• 17/5/2006 - Katil öldürmeseydi maktül yine ölecek miydi?



Soru: Katil öldürmeseydi maktül yine ölecek miydi?

 

Cevap:

Kader konusunda merak edilen bir soru da; bir cinayet hadisesinde, eğer katil öldürmeyecek olsaydı, maktulün yaşayıp yaşamayacağı meselesidir. Acaba katil öldürmeseydi, maktul başka bir sebepten dolayı yine ölecek miydi? Yoksa yaşamaya devam mı edecekti? Sorumuzun cevabına geçmeden önce, cevapta kullanacağımız “sebep” ve “netice” kavramlarının manasını öğrenelim; Bir cinayette katil sebeptir. Zira bu hadise onun müdahalesi ile vukua gelmiştir. Maktul yani öldürülen kişi ise neticedir. Zira katilin fiilinden o etkilenmiştir. Demek sebep dediğimizde katili, netice dediğimizde ise; maktulu anlayacağız. Şimdi geldik sorumuzun cevabına: Cenab-ı Hak bu alemde, her neticeyi bir sebebe bağlamıştır. Mesela, bir çocuk neticedir. Sebep ise; anne ve babasıdır. Cenab-ı Hak, o çocuğun yaratılmasını, o anne ve babadan takdir etmiştir.

Buna; “Kader’in sebep ile neticeye aynı anda taalluku” denilir. Bu sırrı bilmeyen bir kısım insanlar, sebep ile netice için ayrı birer Kader olduğunu zannettiklerinden, yani anne-baba ile çocuğu ayrı ayrı nazara aldıklarından dolayı, bunun neticesi olarak; “madem ki, onun Kader’inde dünyaya gelmek yazılmıştır, anne-baba olmasa da dünyaya gelecektir” gibi yanlış bir hükme ulaşmışlardır. Diğer bir kısım ise, sebeplere, hakiki tesir verdiklerinden, “anne babası olmasaydı, O çocuk dünyaya gelmezdi” demişlerdir. Halbuki bu konudaki en doğru söz şudur: “Kader, sebep ile neticeye beraber baktığından, sebebin yokluğu farzedildiğinde, netice için söylenebilecek bir söz yoktur. Yani eğer anne-babası olmasaydı, çocuk dünyaya gelir miydi? sorusuna Ehl-i sünnet âlimleri: “ne olacağı bizce meçhuldür, bu konuda bir fikir yürütülemez” şeklinde cevap vermektedirler. Zira ortada bir gerçek vardır ki, o da; çocuğun, anne babasından meydana gelmiş olmasıdır. Anne babanın yokluğu farzedildiğinde, çocuğun dünyaya gelip gelmeyeceğine ne ile hüküm edilecektir. Dolayısıyla, Cenab-ı Hakkın, o çocuğu başka bir anne-babadan gönderip, göndermeyeceği hakkında bir tahmin yürütülemez.

Yada, birisi Erzurum'dan, diğeri İstanbul'dan gelen iki kişinin Ankara'da buluştuklarını farzedelim. Bunlardan birisi şöyle dese; “Buraya gelmeseydik, görüşemezdik”, diğeri ise şöyle dese; “Kaderde görüşmemiz yazılmış, buraya gelmeseydik yine görüşürdük.” Bu sözlerden ikisi de yanlıştır. Çünkü Cenab-ı Hakk’ın ilmi ve Kader yazısı, malum olan onların buluşmalarına tabidir. Eğer malum olan; bu iki kişinin Ankara'ya gitmeleri, yok farzedildiğinde, başka bir yerde buluşup, buluşmayacakları konusunda hiçbir şey söylenemez. Şimdi geldik sorumuza; acaba katil öldürmeseydi, maktul yine ölecek miydi? Yoksa yaşayacak mıydı? Böyle bir sorunun sorulabilmesi için; Allah’ın sebep ile neticeyi aynı anda ezeli ilmi ile bilmemesini farzetmek gerekir. Yani Allah, katilin falan şahsı öldüreceğini ezeli ilmi ile bilemedi ve maktule bir ömür takdir etti, daha sonra katil, maktulü daha takdir edilen ecelin sonuna ulaşmadan yakaladı ve öldürdü. Sanki onu öldürmeseydi, o daha yaşayacaktı. Bu ise mümkün değildir. Zira Allah'ın ezeli ilmi, sebep ile neticeyi aynı anda kuşatır. Allah ezelde, katilin falan şahsı öldüreceğini bildiği için, falan şahsa o kadar bir ömür tayin etmiştir. Eğer katil o kişiyi öldürmeyecek olsaydı, belki Allah o kişiyi, o saatte başka bir sebepten öldürebilirdi yada ona daha fazla bir ömür takdir edebilirdi. Demek sorumuzun altında, Allah'ın ezeli ilminin katil ve maktule aynı anda taallukunun düşünülememesi, sanki Allah'ın maktule ömür takdir ederken, katilinden habersiz olması gibi bir hezeyan yatmaktadır. Demek ki bu sorunun altında yatan cehalet; ilmin maluma tabi olması kaidesi ile, Allah'ın ezeliyet sıfatını bilmemektir. Eğer ilahi takdirin sebep ile neticeyi aynı anda dikkate alarak yazıldığı bilinseydi, bu soru sorulmazdı. Şimdi bu soruya verilecek tek cevabı bir kere daha tekrar ederek bu meseleyi tamamlayalım: Allah'ın ezeli ilmi, sebep olan katili ve netice olan maktulu aynı anda kuşatmıştır. Allah katilin, iradesini kullanarak maktulü öldüreceğini bildiği için, maktule o kadar bir ömür takdir etmiştir. Eğer katil öldürmeyecek olsaydı, maktule ne olacağı sadece Allah'ın bilebileceği bir iştir. Belki Allah ona daha uzun bir ömür takdir ederdi, belki de başka bir sebeple canını alırdı.


Yorum yaz! :: Arkadaşa gönder!

Şu anda bu sayfada bulunuyorsunuz:125 Kayıtlı yazı sayımız:395
Bu blogu 10 Nisan 2007 tarihinden beri
Free Web Counter
kişi ziyaret etmiştir.
TEBRİK
cevap
namaz
s.a
şeytan ve vesvese
Designed by: Elegant Web Templates