İlim öğrenmek fedakârlık ister
İmam-i Ahmed bin Hanbel, ilim tahsilinde olanların geceyi tamamen uyku ile geçirdiğini gördü mü, ona ilim öğretmekten vazgeçerdi. Bir gün Ebû İsme, hadîs-i şerif okumak için ona gelmişti. O gece İmamın evinde misafir idi. Abdest suyu getirip bir kenara koydu. Şafak sökmeden önce Ebu Isme’nin odasına geldi ve gördü ki o uyuyor. Suya baktı, olduğu gibi duruyor. Onu uyandırdı ve dedi ki:
- Buraya geliş sebebinizi söyler misiniz? Ebu İsme:
“Sizden hadîs okumak için geldim, yâ İmam.” dedi. Bunun üzerine İmam:
“Gece teheccüd namazı kılmadığın halde nasıl hadîs okuyacaksın? Bu halinle sen, nereden gelmişsen oraya dönersin.” buyurdu.
İmam-i Şafiî hazretleri buyurdu ki: “Âlime yakışan odur ki; kendisiyle Rabbi arasında kalan iyi amellerden çokça yapsın. Çünkü aşikâr olan amelsiz ilimin uhrevî faydalarının azlığıdır.”
İyilerden birinin rüyada görülüp de “Rabbim beni ilmim sayesinde bağışladı.” dediği pek nadirdir.
İmam-i azam Ebû Hanîfe hazretlerini, vefatından sonra birisi rüyada görmüş ve “Ne haldesin, yâ imam?” diye sormuş. İmam-i azam, “Allahın mağfiretine mazhar oldum.” buyurdu. “İlmin sebebiyle mi, yâ imam?” demesine de su karşılığı vermiştir: “Heyhât! İlmin birtakım şartları, âfetleri ve mesuliyetleri vardir. Onun âfetlerinden kurtulmuş olanların şayisi azdır.”
Cüneyd Bağdadî hazretleri vefat ettikten sonra bazıları onu rüyada görmüşler ve “Ne haldesiniz ya üstad?” diye sormuşlar.
O su karşılığı vermiş: “Bütün işaretler helâk oldu. Bunca ifade ve ibarelerimiz tükendi. Bize ancak vakti seherlerde edâ ettiğimiz riyasız namazlar fayda verdi.”
Ebu Sehl Sa’lûkî da vefatından sonra bazı kimseler tarafından rüyada görülmüş ve kendisine, “İlminden ne gibi faydalar gördün?” diye sorulmuş. O, su cevabi vermiş: “İlmin bütün incelikleri burada hep boşa gitti. Bâzı kimselerin bize sorup öğrendikleri var ya, iste ancak onların faydasını gördüm.”
(Mehmet Oruç)