Asrımızın en etkili silahı
Başkasına tebessüm etmek, güler yüz göstermek, onu ilgiyle dinlemek ona değer vermektir. Kişi, kendini ön plâna çıkarmadığı sürece sevilir, her zaman ben demeye başladığı zaman sevimsizleşir.
Sevgi, güler yüz, tebessüm, insanların en güzel özelliklerindendir. Ayrıca bu, insani diğer canlılardan ayıran bir alâmettir. Bu özelliklere sahip insanlar, her devirde sevilmişler, sayılmışlardır. Her devirde bu vasıflar, rahat ve huzur için tavsiye edilmiştir.
Hele herkesin, infilâk etmeye hazır barut fıçısına döndüğü zamanımızda, bu hasletler daha da önem kazanmıştır. Asrımızda, insanlara faydalı olmak için, en etkili bir silah hâline gelmiştir.
Başkasına tebessüm etmek, güler yüz göstermek, onu ilgiyle dinlemek ona değer vermektir. Kişinin kendi benliğini ikinci plâna atıp, karsısındakinin kişiliğini ön plâna çıkarmak demektir. Kişi, kendini ön plâna çıkarmadığı sürece sevilir, her zaman ben demeye başladığı zaman sevimsizleşir.
Herkes, ben ben derse...
Yapılan bir araştırmada, telefon konuşmalarında, en çok kullanılan kelime, "ben" olarak tespit edilmiştir. 1000 konuşmada, tam 8880 defa "ben" kelimesi geçmiştir. Çünkü herkes, "Ben! Ben! Ben!" diyor. Bu kadar insanin benliğini ortaya attığı bir zamanda, kendi kişiliğini ikinci plâna itmek, çok kıymetli bir davranıştır.
İlk atak bizden olması lâzım. Asık süratli bir yakınınız mı var? Her gördüğünüzde, her karsılaştığınızda, onunla mutlaka ilgilenmeniz, güler yüzle onun hâl hatırını sormanız lâzım. Bir müddet sonra, onun da, zoraki de olsa tebessüm ettiğini görürsünüz. Daha sonraları bu tebessümler, kendiliğinden tabiî bir hâl alacaktır. Hakîkî dostluklar, tebessümle, ilgi ile ortaya çıkar. Hakîkî dostlar beklemekle, emek sarf etmeden kazanılmaz. Başkaları ile ilgilenmeyen insan, hayatta dostsuz kalmaya, bunun için de dâimâ büyük güçlüklerle karsılaşmaya mahkûmdur.
Faydalı bir insan olmak isteyen, insanlarla ilgilenmek zorundadır. Cemiyetten uzak insan, toplum ile kaynaşamaz. Toplumdan kendini tecrit edeni, toplum da tecrit eder. Zamanımızdaki ilişkiler, menfaat ilişkisi olduğu için, samimî bir ilgi, karsımızdakine çok te’sîr eder. Bir arkadaş anlattı:
"Üniversitede öğretim üyesi bir tanıdık var. Zaman büroma uğrar, iş görüşmesi yaparız. Bir gün bulunduğu üniversitede işim vardı. Gelmişken bir de ona uğrayayım, dedim.
Hiç beklemediği bir zamanda, beni karsısında görünce, ilgilendi, İkrâmlarda bulundu. Fakat görüşmemiz resmiyet içinde geçiyordu. Sonra, size nasıl yardımcı olabilirim, dedi. Ben, teşekkür ederim, sizinle bir isim yok, ziyâretinize geldim, dedim. Az sonra ayni soruyu tekrar sordu. Ben yine teşekkür ettim. Sırf ziyâret için geldiğime bir türlü inanamamıştı. Bir angarya iş bekliyordu. Neticede hiçbir ricada bulunmadan kalkınca, bir anda tavrı değişti. Resmî görüşme hemen samimî bir havaya girdi. Tekrar oturtup, ikinci ikrâmda bulundu. Daha geniş hâl hatır sordu.
Anladım ki, her gelen mutlaka bir iş için geliyordu. Belki de ilk defa böyle bir ziyâret ile karşılaşıyordu. Bundan sonraki görüşmelerimizde artık resmiyet kalktı, samimî dostluk başladı. İnanıyorum ki, bundan sonra iş için gitsem de, memnuniyetle işime yardımcı olur."
Menfaate dayalı dostluk olmaz
Bu arkadasın anlattıklarından da anlaşıldığı gibi, dostluk menfaat üzerine kurulursa, resmiyetten öteye geçmiyor. Fakat menfaatsiz başlayan dostluklara daha sonra menfaat de karışsa, dostluk zarar görmüyor. Görüştüğümüz kimselerle, sadece is için değil, onunla ilgilenmek, hâl hatırını sormak maksadıyla da görüşmemiz lâzımdır. Sadece menfaat görüşmesi olursa, bir müddet sonra menfaat de kesilir, dostluk da. Görüşmeler menfaat üzerine bina edilmez ise, hem dostluk hem de menfaat devam eder. En az üç defa menfaatsiz ziyâret edelim ki, bir defa ricada bulunma hakkimiz olsun.
Bugün insanlar iki şeyi kaybettikleri için büyük sıkıntı içindeler. Kaybedilen bu iki şeyi bulup, hayata geçiren başarılı olur. Evinde, işinde, çevresinde i’tibâri olur. Bu iki şey; i’timâd ve sevgi’dir. Bu iki unsur varsa, cemiyetin yapısı sağlam olur. Sarsıntılardan etkilenmez. Birbirine güvenmeyen, birbirini sevmeyen, birbiri ile ilgilenmeyen toplum, ufak bir sarsıntıda büyük yara alır. Böyle bir toplumda huzur, emniyet sağlanamaz.
(Mehmet Oruç)