|
Resulullaha uymak
Günah işleyince, hemen tevbe etmelidir! Gizli islenen günahın tevbesi gizli olur. Açık işlenmiş günahın tevbesi açık olur. Tevbeyi geciktirmemelidir!
Muhammed Masum-i Farukî hazretlerine, "Resulullaha uymak nasıl olur" diye sorduklarında, söyle cevap verdi:
Resulullaha uymak nasıl olur? Bunlardan mühim olanlarını bildiriyorum: Günah işleyince, hemen tevbe etmelidir! Gizli islenen günahın tevbesi gizli olur. Açık işlenmiş günahın tevbesi açık olur. Tevbeyi geciktirmemelidir! Kiramen kâtibin melekleri, günahı hemen yazmaz. Tevbe edilirse, hiç yazılmaz. Tevbe edilmezse yazarlar. Günaha tevbe etmemek, bu günahı yapmaktan daha kötüdür. Hemen tevbe etmeyen de, ölmeden önce tevbe etmelidir!
Takva sahibi olmalı
Vera ve takvayı elden bırakmamalıdır! Takva, açıkça yasak edilmiş olan şeyleri; vera, şüpheli şeyleri yapmamaktır. Yasak edilenlerden sakınmak, emrolunanları yapmaktan daha faydalıdır. İyiler de, kötüler de, iyilik yapar. Fakat, yalnız Sıddıklar, iyiler, günahtan sakınır. Hadis-i şeriflerde buyuruldu ki:
(Kıyamet günü Allahü teâlânın huzuruna kavuşanlar, vera ve zühd sahipleridir.)
(Vera sahibinin namazı makbul olur.)
(Vera sahibi ile birlikte bulunmak ibadettir. Onunla konuşmak sadaka vermek kadar sevaptır.)
Kalbinin ürperdiği işi yapma! Nefsine uyma! Şüphe ettiğin işlerde kalbine danış! Hadis-i şerifte, (Nefse sükunet ve kalbe ferahlık veren iş, iyi iştir. Nefsi azdıran, kalbe heyecan veren iş günahtır) buyuruldu. Başka bir hadis-i şerifte, (Helal olan şeyler bellidir. Haramlar da bildirilmiştir. Şüpheli olanlardan kaçınız! Şüphesiz bildiklerinizi yapınız!) buyuruldu.
Şüpheli bir şeyle karsılaşınca, eli kalb üzerine koymalı, kalb çarpması artmazsa, o şeyi yapmalıdır! Eğer, fazla çarparsa yapmamalıdır! Hadis-i şerifte, (Elini göğsüne koy! Helal şeyde kalb sakin olur. Haram şeyde çarpıntı olur. Şüpheye düşersen yapma! Din adamları fetva verseler de yapma!) buyuruldu. İmanı olan, büyük günaha düşmemek için, küçük günahtan kaçar.
Bütün ibadetlerini, iyiliklerini kusurlu bilmelidir! Allahü teâlânın emirlerini tam yapamadığını düşünmelidir!
Ebu Muhammed Abdullah bin Menazil buyurdu ki:
Allahü teâlâ çeşitli ibadetleri bildirdi. Sabri, sıdkı, namazı, orucu ve seher vakitleri istiğfâr etmeyi buyurdu. İstiğfârı en sonra söyledi. Böylece kula, bütün ibadetlerini, iyiliklerini kusurlu görüp, hepsine af ve mağfiret dilemesi lazım oldu.
Cafer bin Sinan buyurdu ki:
İbadet, iyilik yapanların, kendilerini, günah işleyenlerden üstün görmeleri, onların günahlarından daha fenadır.
Kendinin ve çoluk çocuğunun nafakasını helalden kazanmak için çalışmalıdır! Bunun için, ticaret, sanat yapmak lazımdır. İslâm büyükleri, hep böyle çalışıp kazanırlardı. Helal kazanmanın sevaplarını bildiren pek çok hadis-i şerif vardir. Muhammed bin Salim hazretlerine; "Çalışıp kazanalım mı, yoksa yalnız ibadet yapıp tevekkül mü edelim" dediklerinde; "Çalışıp da tevekkül ediniz" buyurdu. Ebu Muhammed bin Menazil; "Çalışıp da tevekkül etmek, bir yere çekilip ibadet yapmaktan hayırlıdır" buyurdu.
Orta hâlli olmalı
Yemekte, içmekte adaleti, yani orta hâlde olmayı gözetmelidir! Gevşeklik verecek kadar çok yememeli, ibadet yapamayacak kadar da, perhiz etmemelidir! Evliyanın büyüklerinden Sah-i Nakşibend hazretleri, "İyi ye, iyi çalış!" buyurmuştur. Sözün kısası, ibadet ve iyilik yapmaya yardımcı olan her şey, iyi ve mübarektir. Bunları azaltanlar da, yasaktır. Her iyi işte, niyete dikkat etmelidir! İyi niyet olmadıkça, o işi yapmamalıdır!
İslâmiyet’e uymayanlardan, bid’at ve günah isleyenlerden uzak kalmalı, yani bunlarla görüşmemelidir! Hadis-i şerifte buyuruldu ki: (Hikmet, on kısımdır. Dokuzu bir kenara çekilmek, biri de az konuşmaktadır.)
(Mehmet Oruç) |