Yatarken yapılacak dört şey
Geceleri su dört şeyi yapmadan uyuma: 1- Kur’ân-i kerîm hatim etmeden, 2- Benim ve diğer peygamberlerin sefâ’atlerine kavuşmadan, 3- Mü’minleri kendinden hoşnut etmeden, 4- Hac etmeden.
Hz. Âise vâlidemiz bütün İslâm ilimlerine vâkıf, müctehid, zühd ve verâ sahibi, çok cömert bir zevce-i Resûlullah idi. Onun vefâtında, bütün Müslümanlar ağladı. Çünkü O, ümmül mü’minîn idi. Mü’minlerin annesi idi.
Âise vâlidemize hitâben buyrulmuş çok hadîs-i şerîf vardir. Bunlardan bazıları şunlardır:
(Ey Âise, Allahü teâlâ, kullarına lütuf ile muâmele edicidir. Her işte yumuşak davranılmasını sever.)
(Ey Âise, yumuşak ol; zîrâ Allahü teâlâ bir ev halkına iyilik murâd ederse onlara rıfk, yumuşaklık kapısını gösterir.)
(Ey Âise, sana birisi, istemeden bir şey verirse, kabûl et; çünkü o, Allahü teâlânın sana gönderdiği bir çiziktir.)
Şehîdlik derecesine yükselmek
Hz. Âise bir gün Resûlullah efendimize sordu:
- Şehîdlerin derecesine yükselen olur mu?
Peygamber efendimiz buyurdu ki:
- Her gün yirmi kere ölümü düşünen kimse, şehîdlerin derecesine erişir.
Sonra söyle devam ettiler:
- Ey Âise! Geceleri su dört şeyi yapmadan uyuma:
1- Kur’ân-i kerîm hatim etmeden,
2- Benim ve diğer peygamberlerin sefâ’atlerine kavuşmadan,
3- Mü’minleri kendinden hoşnut etmeden,
4- Hac etmeden.
Bunları söyledikten sonra namaza durdu. Namazını bitirip de Hz. Âise vâlidemizin yanına geldiler. Hz. Âise tekrar sordu:
- Ey iki cihânın güneşi olan Efendim! Annem, babam, canim sana fedâ olsun. Bana dört şeyi yapmamı emrediyorsun. Ben bunları bu kısa müddet içinde nasıl yapabilirim?
Peygamber efendimiz, tebessüm ederek buyurdu ki:
- Yâ Âise! Ondan kolay ne var? Üç İhlâs-i şerîfi ve bir Fâtiha sûresini okursan, Kur’ân-i kerîmi hatmetmiş; bana ve diğer peygamberlere salavât getirirsen, (Meselâ, Allahümme salli ve sellim alâ seyyidinâ Muhammedin ve alâ cemî’il enbiyâi vel-mürselîn, denirse) şefâ’atımıza kavuşmuş; önce mü’minlerin ve sonra da kendi affını dilersen, mü’minleri kendinden hoşnut etmiş; (Sübhânallahi velhamdülillahi ve lâ ilâhe illallahü vahdehü lâ şerîke leh. Lehül mülkü velehül hamdü ve hüve alâ külli şey’in kadîr) tesbîhini okursan hac etmiş sayılırsın!
Hz. Âişe’ye Resulullahın ahlâkını sordular. Buyurdu ki:
- O’nun ahlâki Kur’ân-i kerîmdi. Peygamberimizin karni hiçbir zaman yemek ile doymamıştır. Bu husûsta hiç kimseye yakınmamıştır.
O’nun o hâlini gördüğüm zaman acırdım ve ağlardım. "Canim sana fedâ olsun! Sana güç verecek su dünyadan bazı menfâatler, yiyecek ve içecekler temin etsem, olmaz mi?" derdim. Buyururdu ki:
En güzel şey dostlara kavuşmak
(Ey Âise, dünya benim neyime! Ulul’azmden olan peygamber kardeşlerim, bundan daha çetin olanına karşı tahammül gösterdiler, fakat o hâlleri ile yasayışlarına devam ettiler, Rablerine kavuştular. Rableri onların kendisine dönüşlerini çok güzel bir şekilde yaptı, sevaplarını artırdı. Ben refah bir hayat yasamaktan hayâ ediyorum. Çünkü böyle bir hayat beni onlardan geri bırakır. Benim için en güzel ve sevimli şey, kardeşlerime, dostlarıma kavuşmak ve onlara katılmaktır.)
(Mehmet Oruç)